Yunus Nadi, yaşamını Cumhuriyet, laiklik ve bağımsızlık mücadelesine adayan cesur bir düşünce insanıydı. Ürettikleri ve destekledikleri ile tarih sayfalarında kendine kalıcı bir yer edinmiş olan Nadi, kurduğu Cumhuriyet Gazetesi’ni güçlü bir kurum haline getirerek, yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda bir eylem insanı olarak da tarihe geçmiştir.
Yunus Nadi, 28 Haziran 1945’te Cenevre’de bir ameliyat sırasında hayatını kaybetti. O dönemde Cumhuriyet Gazetesi’ni oğlu Nadir Nadi yönetiyordu. Nadi’nin eşi Nazime Nadi ve çocukları, ortaklık kurarak gazetenin imtiyazını devraldılar. Böylece Cumhuriyet Gazetesi, Nadi’nin bıraktığı mirası yaşatmaya devam etti.
Yunus Nadi’nin Cumhuriyet’i anlamak için, onun kişiliğini ve eylemlerini tanımak önemlidir. Cesur, kararlı ve bedel ödemekten çekinmeyen bir eylem adamı olan Nadi, Cumhuriyet ve laiklikten yana tavır almış, aydınlanmanın ve bağımsızlığın savunucusu olmuştur. İzmir’de ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’in geleneklerini sürdürmüştür ve Ali Kemal gibi muhalif gazetecilere karşı durmuştur.
1880 yılında Fethiye’nin Seydiler köyünde doğan Yunus Nadi, Rodos’taki Süleymaniye Medresesi ve Galatasaray Lisesi’nde eğitim aldıktan sonra hukuk okudu. Gazetecilik kariyerine Baba Tahir’in Malumat gazetesinde başladı. 1901 yılında yönetim karşıtı bir derneğe katıldığı için üç yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Midilli Kalesi’ne gönderildi. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a dönerek, İkdam ve Tasvir-i Efkâr gazetelerinde yurt sorunları üzerine yazılar yazdı.
1910’da Selanik’teki İttihat ve Terakki’nin yayın organı Rumeli gazetesinde başyazarlık yaptı ve ertesi yıl Mebusan Meclisi’ne Aydın milletvekili olarak katıldı. 1918’de kurduğu Yenigün gazetesinde işgal güçlerine karşı yazılar kaleme aldı; bu nedenle tutuklanma tehditleri karşısında 1920’de Ankara’ya kaçtı. Aynı yıl Muğla milletvekili olarak Cumhuriyetin kurulmasını ilan eden kanunu Meclis’te okudu. 7 Mayıs 1924’te İstanbul’da Cumhuriyet gazetesini kurarak, ölümüne kadar başyazarlık yaptı.
Yunus Nadi’nin vefatının ardından, gazeteci yazar Fikret Adil, “İki Hatıra” adlı yazısında Nadi’yi şu sözlerle anlatmaktadır: “Bundan 20 sene kadar evvel Ankara’da, Fresko Bar’ın üstündeki küçük bir odada oturuyordum. Bir akşam kapım çalındı, açtım. Yunus Nadi karşımdaydı. Canı sıkılmış, benimle görüşmeye gelmişti. Odamdaki kütüphaneden Baudelaire’in ‘Kötülük Çiçekleri’ni çekip yüksek sesle okumaya başladı. O an, onun bende yarattığı heyecanı tarif edemem. Yunus Nadi, büyük Fransız şairinin sözleriyle duygularımı özetliyordu.”
Yunus Nadi Abalıoğlu, Türk gazeteciliğinde sadece bir figür değil, aynı zamanda özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin simgesidir. Onun bıraktığı miras, hâlâ toplumda yankı bulmaya devam ediyor.